LEBEDOS

LEBEDOS
 
Gümüldür-Ürkmez arasında bugün Kısık adı ile bilinen yarımada üzerinde kurulan kent, 12 İon kentinden biri olup M.Ö.7. yüzyılda kurulmuştur.
 
Lebedos yarımada yerleşmeleri için örnek oluşturabilecek bir kenttir. 274,3 m. Uzunluğundaki yarımada alçak ve kayalıktır. 201,2 m. genişliğinde bir kıstak ile anakaraya bağlanır. Akropolis yarımadanın karşısında, yüksekliği 61m.yi bulan bir tepede yer alır. Bugün nüfusun yoğunlaşmadığı çevre topraklar, antik çağda çok verimli sayılmıştır. Lebedos dolaylarının özgün bir yönü, İonia kıyılarındaki en iyi ve en yoğun ılıcalara sahip olmasıdır. Ne var ki kentin konumu, gerçek anlamda kalkınmasını daima engellemiştir. Gerisindeki Kolophon ve Teos toprakları yüzünden kara ile ilişkisi tümden kopan Lebedos, ancak denizden bir servet elde edebilecekken, iyi bir limandan yoksun bulunması sebebiyle Ephesos ve Teos’un yanında saf dışı kalmış, deniz ticaretinden pek az pay alabilmiştir.
 
Sonuç olarak, Lebedos’un erken dönem tarihi büyük bir boşluktan ibarettir. Bildiğimiz kadarıyla, ne denizaşırı ülkelere koloni göndermiştir, ne de İonia uygarlığının altın çağında Lebedoslu bir ozan, düşünür ya da bilim adamının adı duyulmuştur. Aslında Lebedos yalnız bu dönemde değil, hiçbir zaman ünlü bir kişi yetiştirmemiştir. Lebedos, Klasik Dönem’de sikke basmayan tek İon kentidir. Helenistik Dönem’de iki veya üç kez adı geçer, fakat bunlar da kenti parlak bir durumda göstermez.
 
Ürkmez Köyü yarımadanın kuzeybatısında, ören yerinin yakınındadır. Kazılmamıştır, toprak üstü kalıntılar da azdır. Bunlar içinde en çarpıcısı yarımadayı çepeçevre dolaşan, üç-dört taş sırasıyla korunagelmiş surlardır. Yaklaşık 2.13m. kalınlığındaki sur, yabancısı olmadığımız, dolgulu duvar örgüsü gösterir. İç ve dış yüzey düzgün kesme taşlardan örülmüş, ikisinin arası molozla doldurulmuştur. Surlar dört kule ve doğruca denize açılan üç kapıya sahiptir. Sur içinde antik yapılara ilişkin kalıntılar bulunmakta, ancak çoğu temelden yukarıya çıkmamaktadır.
 
Esas yerleşme ise kesinlikle anakaradadır. Burada yüzeyden bol miktarda çanak-çömlek parçası toplanmakta, tepenin yamaçlarında da birçok yapı kalıntısı saptanmaktadır.
 
Kaynak: George E. BEAN,  “Eski Çağ’da Ege Bölgesi”
Güncelleme: Mayıs 2012