LİMANTEPE

LİMAN TEPE
 
Urla ilçesi İskele mevkiinde yer alan Liman Tepe höyüğündeki kazılar 1992 yılından bu yana Prof. Dr. Hayat ERKANAL başkanlığında sürdürülmektedir. Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ANKÜSAM) faaliyetleri çerçevesinde devam eden çalışmalar kapsamında 2000 yılından bu yana sualtı kazı ve araştırmaları da gerçekleştirilmektedir.
 
 
Batı Anadolu sahil kesiminin en önemli yerleşmelerinden biri olan Liman Tepe, Kalkolitik Çağ’dan Roma Dönemi sonuna kadar süren kesintisiz iskân tarihi açısından da ünik bir karakter ortaya koymaktadır. Ele geçen buluntular ışığında, kentin en eski kültür tabakalarından itibaren denizaşırı ticaret ilişkilerinin merkezinde olan güçlü bir liman kenti konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum özellikle Erken Tunç Çağı’nda şehircilik anlayışının da devreye girmesiyle daha farklı bir boyut kazanmaktadır.
 
Liman Tepe’nin genel görünümü
 
Erken Tunç Çağı başlarında (M.Ö. III. Binyıl başları) Liman Tepe’nin güçlü bir savunma sistemiyle çevrili olduğu ve bu savunma sistemiyle bağlantılı uzun evlerden oluşan bir mimariye sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu evler birbirine bitişik olarak inşa edilmiş olup en az dört tanesi bir mimari ada oluşturacak şekilde planlanmıştır. Bu yapılar bir yandan konut amaçlı kullanılırken diğer yandan madencilik ve tekstil gibi farklı üretim faaliyetleri de gerçekleştirilmekteydi. 
 
Bunu takip eden Erken Tunç Çağı II’de (M.Ö. 2600-2400) kent çok daha geniş bir alana yayılmış ve önceki savunma sistemi iptal edilerek yerine çok daha anıtsal ve at nalı şeklindeki bastiyonlarla desteklenen yeni bir savunma duvarı inşa edilmiştir. Bu dönemde kent iç kale ve aşağı şehir olmak üzere iki kısımdan oluşmaktaydı. İç kalenin merkezinde merkezi otoriteyi temsil eden ve kentin bu dönemdeki idari, ticari ve dini merkezi olarak kullanılan merkezi bir yapı kompleksi açığa çıkarılmıştır. Liman Tepe bu dönemde, boyutları ve mimari kalıntılar açısından değerlendirildiğinde Ege’nin en görkemli yerleşmelerinden birini temsil etmektedir.
 
Liman Tepe / Klazomenai’ın bugün Ege denizi altında kalmış olan M.Ö. 4. ve 6. yylardaki
limanına ait mendirek yapısı ve üzerindeki kazı alanları.
 
M.Ö. 2. Bin’in ilk yarısında bir yandan Orta Anadolu diğer yandan da Ege dünyasıyla sıkı ilişkilerini devam ettiren Liman Tepe’de oval evlerden oluşan bir işlik bölgesi ortaya çıkarılmıştır. Takip eden Geç Tunç Çağı’nda Batı Anadolu karakterini korumasına rağmen özellikle Miken kültürü ile ilişkili buluntular ele geçen merkezde bu döneme ait dört adet de seramik fırını açığa çıkarılmıştır. 
 
Liman Tepe, M.Ö. 3. Bin’in ilk yarısına tarihlenen savunma sistemi ve ona dayalı uzun evler.
Liman Tepe VI tabakası.
 
Liman Tepe Geç Tunç Çağı’ndan sonra kesintisiz olarak iskân edilmiştir. Bu merkez Klasik Çağlar’da Klazomenai adını almıştır. 
 
Liman Tepe'de 2000 yılından bu yana sürdürülen sualtı kazı ve araştırmaları bugün sualtında kalmış olan liman tesislerinin araştırılmasına yönelik olarak sürdürülmektedir. ANKÜSAM koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda M.Ö. 6. ve 4. yy’lara ait iki farklı liman tabanı tespit edilmiş olup çalışmalar liman tesislerinin ilk inşa evresini tespit etmeye yönelik olarak devam etmektedir. Kazılar sırasında ahşap, bronz ve taş çapalar yanında dönemin karakteristiği olan çok sayıda seramik örnek ile bol miktarda organik malzeme ele geçmektedir. Kazı çalışmalarıyla paralel olarak yürütülen sualtı jeomorfolojik araştırmaları da tarih boyunca kıyı çizgisinde yaşanan değişimler ve bunların yerleşim üzerindeki olası etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda en eski kıyı çizgisinin bugünkü sahil şeridinin 400 m ilerisinde yer aldığı saptanmış olup bu alanda sualtında kalmış olabilecek daha eski yerleşimler de araştırılmaktadır. Türkiye’de alanında bir ilki temsil eden sualtı kazı araştırmaları bu konuda deneyimli ve bağımsız projeler yürütecek güçlü bir ekibin oluşumunu da sağlamış ve merkez bünyesinde kurumsallaşmasını tamamlayarak önemli bir konuma gelmiştir.
 
 
 Kaynak: Prof. Dr. Hayat Erkanal, Ankara Üniversitesi, ANKÜSAM
 
Güncelleme: Mayıs 2012